Kestane balını ilk kez görenler çoğu zaman şaşırır. Çünkü aklımızdaki bal açık sarı, altın renkli, berrak bir baldır; kestane balı ise koyudur, neredeyse maun rengindedir. Bu koyuluk bir kusur değil, tam tersine kestane balının kimliğidir. Peki bu balı bu kadar farklı yapan ne?
Ormandan gelen bir renk
Kestane balı, adından da anlaşılacağı gibi kestane ağacının çiçeğinden toplanır. Borçka’nın yamaçları kestane ormanlarıyla kaplıdır ve bu ağaçlar bahara durunca arılar için bambaşka bir sofra kurulur. Kestane çiçeğinin nektarı koyu ve yoğundur; bu yüzden ondan elde edilen bal da rengini oradan alır. Kavanoza baktığınızda gördüğünüz o derin renk, doğrudan ormanın kendisidir.
Neden hafif buruk?
Kestane balının en ayırt edici yanı tadıdır. Diğer ballar gibi sadece tatlı değildir; tatlının altından hafif bir burukluk gelir ve bu tat ağızda bir süre oyalanır. İlk kaşıkta belki alışılmadık gelebilir, ama kestane balını sevenler tam da bu yüzden severler. Bir kez alıştıktan sonra, sıradan bir çiçek balı yavan gelmeye başlar.
Kıvamı ağır, kristalleşmesi geç
Kestane balı yoğun ve ağır kıvamlı bir baldır, kaşık zor kalkar. Diğer ballara göre daha geç kristalleşir, yani daha uzun süre akışkan kalır. Kavanozda zamanla şekerlenirse endişelenmeyin; bu, balda görülebilen doğal bir süreçtir; tek başına saflık göstergesi değildir. Serin ve kuru bir yerde, ağzı kapalı sakladığınızda uzun süre bozulmadan durur.
Sofrada kestane balı
Kestane balı tek başına, sade bir kaşıkla en güzelidir; o baskın tadın hakkını ancak böyle verirsiniz. Kahvaltıda tereyağının yanında da çok iyi gider. Yoğun tadı sayesinde, tatlıya ya da sütlü içeceklere kattığınızda az miktarı bile kendini belli eder. Nasıl tüketirseniz tüketin, damağınızda bıraktığı iz aynı kalır.
Borçka’nın kestane ormanından, süzülmemiş ve katıksız haliyle sofranıza gelen kestane balını ürünler sayfamızdan inceleyebilirsiniz.